ÖZEL EĞİTİME İHTİYACI OLAN ÇOCUKLAR, EĞİTİM HAKKI VE UYGULAMALARI



Bu yazı Temmuz 2018 tarihi itibari ile güncel ve geçerlidir. (Hazırlayan: Av. J. Işıl Bağatur) 

Bu yazı esasında tüm özel gereksinimli bireyleri kapsamakla birlikte “Down Sendromlu” bireylere ilişkin daha detaylı açıklamalar içermektedir.  

Down Sendromu, (kısaca DS) genetik bir farklılık, bir kromozom anomalisidir. En basit anlatımı ile sıradan bir insan vücudunda bulunan kromozom sayısı 46 iken DS'lu bireylerde bu sayı üç adet 21. kromozom olması nedeniyle 47 olmaktadır. Down Sendromu tedavi edilebilen bir hastalık değil, genetik bir farklılıktır. Hücre bölünmesi sırasında yanlış bölünme sonucu 21. kromozom çiftinde fazladan bir kromozom yer alması ile meydana gelir. Down sendromuna sebep olduğu bilinen tek etmen hamilelik yaşıdır, 35 yaş üstü hamileliklerde risk artar. Ancak genel olarak genç kadınlar daha fazla bebek sahibi olduğundan Down sendromlu çocukların %75-80'i genç annelerin bebekleridir. Ülke, milliyet, sosyo-ekonomik statü farkı yoktur. Ortalama her 800 doğumda bir görülür. Tüm dünyada 6 milyon civarında Down sendromlu birey yaşamaktadır. Türkiye'de tam bir veri yok ama yaklaşık 100.000 DS'lu kişi olduğu tahmin edilmektedir. Hafif veya orta seviye zihinsel ve fiziksel gelişim geriliğine sebep olur. 

Özel eğitim gerektiren çocuklar, öğrenme konusunda onları akranlarından ayıran farklılıkları nedeniyle yasalarla koruma altına alınmıştır. Çocuktaki engelin kalıcı veya geçici olması onun koruma altına alınmaması için bir neden oluşturmaz. Asıl olan, çocuğun yaşamının herhangi bir diliminde, herhangi bir nedenle yaşadığı sıkıntı veya engel nedeniyle eğitim hakkının ve olanağının korunmasıdır.  
  

Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitim hakkı var mıdır? Nedir ve nasıl olmalıdır? 

Eğitim mevzuatımız karşılaşılan engele özgü bir sınıflandırma temelini esas almamakta, mevzuat açısından otizm ve/veya üstün zeka/yeteneklilik halleri fark etmemektedir. Söz konusu bireylerin tamamı “özürlü ya da engelli birey” değil “özel eğitime ihtiyacı olan birey”dir. Mevzuat açısından özel eğitime ihtiyacı olan birey; “Çeşitli nedenlerle bireysel ve gelişim özellikleri ile eğitim yeterlilikleri açısından akranlarından beklenilen düzeyden anlamlı farklılık gösteren bireyi” ifade eder. 


Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği'nde” Down sendromlu birey” tanımına yer verilmemiş; sadece zihinsel engel açısından tanımlamalar yapılmıştır. Buna göre “Zihinsel yetersizliği olan birey”: Zihinsel işlevler bakımından ortalamanın iki standart sapma altında farklılık gösteren, buna bağlı olarak kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerinde eksiklikleri ya da sınırlılıkları olan, bu özellikleri 18 yaşından önceki gelişim döneminde ortaya çıkan ve özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine ihtiyaç duyan bireyi anlatır. 
ışında dört tanım daha bulunmaktadır. 



Hafif düzeyde zihinsel engelli birey: Zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerinde hafif düzeydeki yetersizliği nedeniyle özel eğitim ve destek eğitim hizmetine sınırlı düzeyde ihtiyacı olan bireyi, 

Orta düzeyde zihinsel engelli birey: Zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerindeki sınırlılık nedeniyle temel akademik, günlük yaşam ve iş becerilerinin kazanılmasında özel eğitim ile destek eğitim hizmetine yoğun şekilde ihtiyacı olan bireyi, 

Ağır düzeyde zihinsel engelli birey: Zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal, pratik uyum ve öz bakım becerilerindeki eksiklikleri nedeniyle yaşam boyu süren, yoğun özel eğitim ve destek eğitim hizmetine ihtiyacı olan bireyi, 

Çok ağır düzeyde zihinsel engelli birey: Zihinsel yetersizliği yanında öz bakım, günlük yaşam ve temel akademik becerileri kazanamayan, yaşam boyu bakım ve gözetime ihtiyacı olan bireyi anlatır. 


Ülkemizde tüm bireylerin, bu arada Down sendromlu bireylerin de- ayrım gözetmeksizin- eğitim hakkı bulunmaktadır. Bu eğitim hakkı kaynağını uluslararası sözleşme ilke ve standartlar yanında iç hukukta Anayasa ve diğer mevzuat hükümlerinden alır. En önemli düzenleme MEB Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği'dir. Özel eğitim; esas itibarıyla tüm yönleriyle söz konusu yönetmelikte düzenlenmiştir. Yönetmelikte yayımlandığından bu yana çeşitli değişiklikler yapılmıştır. Yönetmeliğin güncel hali 7 Temmuz 2018 tarihinde 30471 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. 
Eğitimde ve bu arada özel eğitimde temel ilke ve uygulama, gecikmeden bir an önce eğitime başlanması şeklindedir. Eğitimin aksamaması o kadar önemlidir ki; hatta tıbbi-eğitsel tanılama daha sonra yapılabilir. 


Yönetmeliğin “Öğrenci İşleri Kayıt Kabul, Nakil ve Başarının Değerlendirilmesi” başlıklı hükmü uyarınca, özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin okul öncesi eğitim kurumları ve ilkokullara kayıtlarında il veya ilçe özel eğitim hizmetleri kurulu tarafından yerleştirme kararı alınmış olması şartı aranmaz. Ancak, bu bireyler için yerleştirme kararı alınması konusunda okul/kurum yönetimi gerekli resmî işlemleri başlatır. Öğrencinin kayıtlı olduğu okul veya kurum, yerleştirme kararına uygun ise öğrenci bulunduğu okul ya da kurumda öğrenimine devam eder. Farklı bir yerleştirme kararı olması hâlinde ise öğrencinin yerleştirme kararına uygun okula nakli konusunda gerekli işlemler yapılır. Mümkün olan en kısa sürede eğitim ve öğretime başlanması, eğitim ve öğretimin kesintisiz olarak devamı açısından söz konusu hüküm uluslararası düzenlemelere ve özel eğitime ilişkin temel ilkelere uygun bir düzenlemedir. 
  

Özel eğitim “tanılama” ile başlamaktadır. 

Tanılama, özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin tüm gelişim alanlarındaki özellikleri ile yeterli ve yetersiz yönlerinin, bireysel özelliklerinin ve ilgilerinin belirlenmesi amacıyla tıbbî, psiko-sosyal ve eğitim alanlarında yapılan değerlendirme sürecini anlatır. Tanılamada; bireyin sağlık kurulu raporu ile zihinsel, fiziksel, ruhsal, sosyal gelişim özellikleri ve akademik disiplin alanlarındaki yeterlilikleri, eğitim performansı, ihtiyacı, eğitim hizmetlerinden yararlanma süresi ve bireysel gelişim raporu dikkate alınır. Görüleceği üzere tanılama; gerek tıbbi gerekse eğitsel değerlendirme ve tanılama olmak üzere iki şekildedir. 



Tıbbi tanılama mevzuat gereği sağlık kurulu raporu ile olur. Bu durum “Özürlülük ölçütü, sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik” ile düzenlenmiştir. Bu yönetmelik, engelli bireylere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen sağlık kurulu raporları ile sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve engellilerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsar. Yönetmelik 30 Mart 2013 tarih, 28603 Sayılı Resmi Gazete'de yeni haliyle yayımlanmıştır. Buna göre, “sağlık kurulu raporu” kişilerin hastalık ve engel durumları hakkında karar vermeye yetkili olan ve bu yönetmeliğin 6. ve 7. maddelerinde belirtilen organların oluşturduğu sağlık kurulunca hazırlanan, kişilerin engel ve sağlık durumu ile kullanım amacını belirten belgeyi ifade eder. 


Tanılama süreci son derece önemlidir; çünkü öncelikle gerek tıbbi gerekse eğitsel açıdan özel eğitime ihtiyacı olan bireyin “tanılama işleminin yapıldığı andaki durumu” gerek tedavi gerekse eğitim ihtiyacı, kapasitesi, somut olarak belirlenmektedir.  

“Eğitsel Değerlendirme ve Tanılama” yapılması konusunda yetkili olan kurumlar Rehberlik Araştırma Merkezleri'dir (kısaca RAM). Eğitsel Değerlendirme Tanılama sürecinde, “eğitsel amaçla” bireyin; 

a) tüm gelişim alanındaki özellikleri, 
b) akademik disiplin alanlarındaki yeterlilikleri 
c) eğitim ihtiyaçları belirlenir.  

Eğitsel değerlendirme ve tanılama işlemi, rehberlik ve araştırma merkezinde oluşturulan “özel eğitim değerlendirme kurulu” tarafından nesnel, standart testler ve bireyin özelliklerine uygun ölçme araçlarıyla yapılır. Eğitsel değerlendirme ve tanılama sonucunda özel eğitime ihtiyacı olduğu belirlenen bireyler için Özel Eğitim Değerlendirme Kurul Raporu hazırlanır. Eğitsel değerlendirme ve tanılama; eğitimin her tür ve kademesindeki geçişler ile bireylerin eğitim performansı ve eğitim ihtiyaçları dikkate alınarak veli ya da okulun/kurumun yazılı talebi üzerine gerektiğinde tekrarlanır. 


Eğitsel Değerlendirme ve Tanılamayı RAM'larda oluşturulan “Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu” yapar. Özel eğitime ihtiyacı olan bireyin velisi Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu'nun bir parçasıdır. Mevzuat uyarınca özel eğitim değerlendirme kurulunca, bilgilerine başvurulmak üzere; özel eğitime ihtiyaç duyan bireyin sınıf ve alan öğretmeni, sınıf rehber öğretmeni, kayıtlı olduğu okulun veya kurumun müdürü, başvuru yapan kurum temsilcisi, özel eğitim hizmetleri kurul üyesi, üniversitelerin ilgili bölümlerinden öğretim üyesi ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi çağrılabilir. RAM'la bununla yetinmemeli, Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi'nde yer alan “çocuğun üstün yararı” ilkesi gereğince varsa çocuğu takip eden hekim, psikolog vb velinin talebi ile söz konusu uzmanlardan da gerektiğinde destek alınmalı, yönetmelikte bu konuda yer alan sınırlamalar kaldırılmalıdır. 


Yukarıda bahsettiğimiz üzere “bireyin velisi” “Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu’nun” bir parçasıdır. Ailenin (gerek tıbbi, gerekse eğitsel) tanılama ve değerlendirme yapılan yerde “ilk bilgilendirmenin” yapılması zorunludur.  

Özel eğitime ihtiyacı olan bireyin eğitsel değerlendirme ve tanılama sonucuna göre en az sınırlandırılmış eğitim ortamı ve özel eğitim hizmetine karar verilerek eğitim planı ve özel eğitim değerlendirme kurul raporu hazırlanması gerekmektedir. En az sınırlandırılmış eğitim ortamı, özel eğitime ihtiyacı olan bireyin; toplumla bütünleşmesini sağlamaya yönelik sosyal, öz bakım, dil ve iletişim alanlarındaki davranışlar ile düzeyine uygun akademik ve mesleki bilgi ve becerileri kazandırmak amacıyla destek eğitim hizmetlerinin de verildiği ve mümkün olduğunca yetersizliği olmayan akranlarıyla bir arada olmasını sağlayan en uygun eğitim ortamını anlatır. 


Eğitsel değerlendirme ve tanılaması ilk kez yapılan her bireyin eğitim planı özel eğitim değerlendirme kurulu tarafından hazırlanır. 


Okul/kurumlara devam eden öğrencilerin eğitim planı her yıl BEP (Bireyselleştirilmiş Eğitim Planı) geliştirme birimi tarafından yenilenir.  


Özel Eğitimde ‘kaynaştırma' asıldır; “en az sınırlandırılmış ortam” kaynaştırma uygulamaları ile sağlanır. Tüm öğrencilerin herhangi bir yetersizliği olmayan akranları ile birlikte aynı çatı altında eğitime devam etmesi temel amaçtır. Kademeli eğitime geçişle birlikte yukarıdaki tespit bir ihtiyaçtan çok zorunluluk haline dönüşmüş bulunmaktadır. Hali hazırda, kademeli eğitime geçiş ile birlikte okullar, kademeye göre ilkokul ve orta eğitim okulu şeklinde ayrıştırılmış ve bunun sonucunda özel eğitime ihtiyacı olan birey “alt sınıf veya özel eğitim sınıflarının bulunmamasından dolayı” okulsuz kalmıştır. Dolayısıyla, hiçbir koşulda eğitimin her tür ve kademesinde kaynaştırma uygulamalarından hiçbir koşulda ödün verilmemesi daha büyük bir zorunluluk haline gelmiştir. 

  

Özel eğitimde sonraki aşama yerleştirmedir.  

Yerleştirme kararında velinin yazılı görüşü dikkate alınır. Özel eğitimde özel eğitime ihtiyacı olan bireyin ve/veya velisinin katılımı olmadan, onun görüş ve onayı alınmadan yapılan yönlendirme ve yerleştirme uygulamaları yapılamaz. Yerleştirme kararına hem bireyin (Velisinin) hem de yerleştirme kararı verilen okul veya kurumun itiraz hakkı bulunmaktadır.  

Özel eğitimde izleme daha çok BEP'ler (Bireyselleştirilmiş Eğitim Planları) aracılığı ile olur. Bireyin izlenmesinin esas olduğu belirtilmekle birlikte bu izlemenin özel eğitim hizmetleri kurulu, “rehberlik ve araştırma merkezleri, okullar, kurumlar ve ailenin iş birliğiyle” yapılacağı belirtilmiştir.  
Uluslararası ilkeler, standartlar, sözleşmeler ve mevzuatta yer alan eşitlik ve fırsat eşitliği ilkesi, ayrımcılık yasağına uygun olarak yönetmelikte mümkün olduğunca sınırlandırıcı söylemlere ve hükümlere yer verilmemesi gerekmektedir.  


Özel eğitime ihtiyacı olan bireyler için zorunlu öğrenim, özel eğitime ihtiyacı olan bireyler için okul öncesi eğitim döneminde başlayıp ortaöğretim süresini de kapsayan eğitim ve öğretim sürecini anlatır. Bu haliyle özel eğitim, diğer eğitime ilişkin temel mevzuatla uyumludur. Kaynaştırma yoluyla eğitim; özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitimlerini, destek eğitim hizmetleri de sağlanarak yetersizliği olmayan akranları ile birlikte resmî ve özel; okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına dayanan özel eğitim uygulamalarıdır. Kaynaştırma yoluyla eğitim uygulamalarında özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin, eğitimlerini öncelikle yetersizliği olmayan akranları ile birlikte aynı kurumda sürdürmeleri sağlanır. Eğitim hizmetleri, bireylerin eğitim performansına ve öncelikli ihtiyaçlarına göre planlanır. Kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden öğrenciler, yetersizliği olmayan akranlarıyla aynı sınıfta eğitim görmeleri hâlinde kayıtlı bulundukları okulda uygulanan eğitim programını; özel eğitim sınıflarında ise sınıfın türüne göre bu yönetmelikte belirtilen eğitim programını takip ederler. Öğrencilerin takip ettikleri programlar temel alınarak eğitim performansı ve ihtiyaçları doğrultusunda BEP hazırlanır. Kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden öğrencilerin başarılarının değerlendirilmesi devam ettikleri okulun sınıf geçme ve sınavlarla ilgili hükümlerine göre yapılır. Ancak, değerlendirmelerde öğrencilerin BEP'leri dikkate alınır. Zihinsel yetersizliği olan öğrenciler; dikkat, bellekte tutma ve hatırlama güçlükleri dikkate alınarak daha sık aralıklarla değerlendirilirler. 


Bireyselleştirilmiş eğitim programı, özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin gelişim özellikleri, eğitim performansları ve ihtiyaçları doğrultusunda hedeflenen amaçlara yönelik hazırlanan ve bu bireylere verilecek destek eğitim hizmetlerini de içeren özel eğitim programıdır. Bireyselleştirilmiş eğitim programı, Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu ve BEP geliştirme biriminin iş birliğiyle hazırlanır. Bireyselleştirilmiş eğitim programı, öğrenci için hedeflenen amaçların gerçekleşme düzeyi doğrultusunda değerlendirilir. Birey için hazırlanacak yeni bireyselleştirilmiş eğitim programında ve bireyin yönlendirilmesinde BEP'e ilişkin değerlendirmeler esas alınır.  


En az sınırlandırılmış ortam ilkesi esas olmakla birlikte mevcut yönetmelik uyarınca bazı durumlarda özel sınıf uygulamaları söz konusu olabilir. Özel eğitime ihtiyacı olan ve ayrı bir sınıfta eğitim almaları uygun bulunan bireylerin, yetersizliği olmayan akranları ile bir arada eğitim görmeleri amacıyla her tür ve kademedeki resmî ve özel okul ve kurumlarda, özel eğitim hizmetleri kurulunun önerisi doğrultusunda millî eğitim müdürlükleri tarafından özel eğitim sınıfları açılabilir. Bu okul ve kurumlarda, uygulanacak eğitim programı temel alınarak özel eğitim sınıfı oluşturulur. Özel eğitim sınıflarında aynı tür yetersizliği olan öğrenciler eğitim görür. Dersler özel eğitim öğretmenleri tarafından okutulur. İlkokullarda haftalık ders çizelgesinde yer alan din kültürü ve ahlak bilgisi; diğer kademelerde din kültürü ve ahlak bilgisi, görsel sanatlar, müzik ve beden eğitimi alanlarına ilişkin dersler ile meslek dersleri ilgili alan öğretmenleri tarafından okutulur. Alan öğretmeni tarafından okutulan derslere sınıf öğretmenleri dersin işlenişine destek vermek üzere katılır. 


Özel eğitim sınıflarının mevcudu en fazla; okul öncesi eğitimde ve ilköğretimde 10, ortaöğretim ve yaygın eğitimde 15 öğrenciden oluşur. Orta veya ağır düzeyde zihinsel yetersizliği olan bireyler için açılan sınıfların mevcudu en fazla; okul öncesinde 6, diğer sınıflarda ise 8 öğrencidir. Orta veya ağır düzeyde zihinsel yetersizliği olan bireyler ile otizmi olan bireyler için açılan özel eğitim uygulama merkezlerinde birinci 4 yıl (1, 2, 3 ve 4 üncü sınıflar) I. kademe; ikinci 4 yıl ise (5, 6, 7 ve 8 inci sınıflar) II. kademe olarak isimlendirilir. 

Zorunlu öğrenim çağındaki birden fazla yetersizliği olan öğrenciler için gündüzlü özel eğitim okul ve kurumları ya da özel eğitim okul ve kurumları bünyesinde özel eğitim sınıfları açılabilir. 

İlköğretimlerini tamamlayan, genel ve mesleki ortaöğretim programlarına devam edemeyecek durumda olan ve 23 yaşından gün almamış özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin temel yaşam becerilerini geliştirmek, topluma uyumlarını sağlamak, iş ve mesleğe yönelik bilgi ve beceriler kazandırmak amacıyla resmî ve özel, özel eğitim mesleki eğitim merkezi (okulu) açılır. 

Genel ve mesleki ortaöğretim eğitim programlarından yararlanamayacak durumda ve 23 yaşından gün almamış olan özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin; temel yaşam becerilerini geliştirmek, topluma uyumlarını sağlamak ve iş ve mesleğe yönelik beceriler kazandırmak amacıyla resmî ve özel, özel eğitim iş uygulama merkezleri (okulları) açılır. 


Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin mesleki, teknik, sosyal veya kültürel alanlarda bilgi ve becerilerle donatılması, onların hayata kazandırılması, üretken bireyler hâline getirilmesi amacıyla bu bireylere yaygın eğitim hizmetleri verilebilir. 

Bu konuda kısa bir özet gerekirse; 
Özel eğitime ihtiyacı olan tüm bireyler eğitim ihtiyaçları, ilgi, yetenek ve yeterlilikleri doğrultusunda ve ölçüsünde özel eğitim hizmetlerinden yararlandırılır. 
Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitimine erken yaşta başlanır ve özel eğitim hizmetleri, özel eğitime ihtiyacı olan bireyleri sosyal ve fiziksel çevrelerinden mümkün olduğu kadar ayırmadan planlanır ve yürütülür. 
Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin, eğitim performansları dikkate alınarak, amaç, içerik ve öğretim süreçlerinde ve değerlendirmede uyarlamalar yapılarak, akranları ile birlikte eğitilmelerine öncelik verilir. 
Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin her tür ve kademedeki eğitimlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi için, rehabilitasyon hizmetlerini sağlayacak kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapılır. 
Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin bireysel yeterlilikleri ve tüm gelişim alanlarındaki özellikleri ve akademik disiplin alanlarındaki yeterlilikleri dikkate alınarak, bireyselleştirilmiş eğitim planı geliştirilir ve eğitim programları bireyselleştirilerek uygulanır, ailelerin, özel eğitim sürecinin her boyutuna aktif olarak katılımları ve eğitimleri sağlanır. 
Özel eğitim politikalarının geliştirilmesinde, üniversitelerin ilgili bölümleri ve özel eğitime ihtiyacı olan bireylere yönelik etkinlik gösteren sivil toplum kuruluşları ile iş birliği içinde çalışılır ve özel eğitim hizmetleri, özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin, toplumla etkileşim ve karşılıklı uyum sağlama sürecini kapsayacak şekilde planlanır. 

Başarılı kaynaştırma modelleri, tüm çocukların farklı olduğunu ve tüm çocukların eğitilebileceğine inanmaktadır. Bir çocuğun sisteme uyum sağlaması için çocuğun “değiştirilmesi” gibi bir şey söz konusu değildir. Bir bütün olarak okul sistemi tüm öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarını karşılamak için değişiklik yapılabilecek şekildedir. Çocuklar okula “katılmaktadır”. Bu şekilde hiçbir çocuğun “fırsat eşitliği” ilkesine uygun eğitim alması engellenemez. Asıl olan da budur, çocuğun üstün yararı her koşulda bunu gerektirir.